Makale

Bir Psikolog Gözünden Siber Şiddet

0

Bu yazıda öncelikle dijital, bir diğer ismiyle siber şiddetin doğasına ve özelliklerine genel hatlarıyla değinilecektir. Ardından ise siber şiddete hem fail hem de maruz bırakılan tarafından bakılacaktır.

Siber Şiddetin Doğasına Genel Bir Bakış

Siber şiddet; cep telefonu ve internet gibi elektronik cihazlarla gerçekleştirilen, kişiye psikolojik, cinsel veya ekonomik açıdan zarar verme amacı taşıyan, kişinin yaşamında hasar bırakan veya bırakma olasılığı bulunan eylemleri kapsamaktadır. Bu yönden diğer şiddet biçimlerini içerisinde barındırdığını ve onların sanal ortamlardaki karşılığı olduğunu söylemek mümkündür. Onlardan farkı ise, şiddet uygulayan ile şiddete maruz bırakılan arasındaki fiziksel mesafedir. Şiddet yüz yüze gerçekleşmez. Bunun yanında elektronik bir cihazla her an ve kolayca gerçekleştirilebilecek bir şiddet biçimidir. Bu anlamda sınırsızdır. Ayrıca tekrarlanmaya oldukça müsaittir. Çünkü internette sunulan bir bilginin silinebilmesi mümkün değildir. Jessica West, bu durumu “İnternet her şeyi kaydeder ve hiçbir şeyi unutmaz.” diyerek çok güzel şekilde ifade etmiştir. Üstelik sanal ortamlarda gerçekleştirilen şiddet davranışlarının denetimi de hiç kolay değildir.

Fail Yönüyle Siber Şiddet

Siber şiddet doğası gereği fail, yani şiddeti uygulayan kişi, açısından oldukça zahmetsiz gerçekleştirilebilen bir şiddet biçimidir. Belirli bir zaman, mekan veya durum gerektirmez. Fiziksel bir güce ihtiyaç yoktur. Tek koşul, elektronik cihazlara sahip olmaktır. Dolayısıyla fail, çok daha az çaba harcar. Şiddet davranışını çok hızlı ve kolay biçimde gerçekleştirebilir. Bunun yanında anonim olmayı da tercih edebilir. Böylelikle kim olduğunu açıklamadan zarar verici eylemlerinde bulunabilir. Bu durumlar fail açısından bir fırsat olarak görülür. Dilediği kişiye bu davranışları (bazen bunun bir şiddet olduğunu bile farkında olmadan) uygulayabileceği yanılsamasına kapılır. Oysa bu doğru değildir. Gerçekleştirilen davranışlar bir şiddettir ve şiddet, normal dışı bir durumdur. Ancak bu durum fail açısından böyle görülmez. Bilhassa cinsiyetçi siber şiddet söz konusu ise, fail bu davranışları yapmayı kendisine hak olarak görebilir. Bu, oldukça tehlikelidir! Ayrıca diğer şiddet biçimlerinden farklı olarak siber şiddet uygulayan kişi, karşı tarafta yol açtığı/açacağı hasarı tam anlamıyla farkında değildir veya anlayamaz. Şiddetin yüz yüze gerçekleşmemesi, bunun en temel sebeplerinden biridir. Dolayısıyla çok daha vahim sonuçlara yol açabilir. 

Peki, faili siber şiddet uygulamaya iten duygu ve motivasyonu nedir? 

Fail olmanın risk faktörleri diyebileceğimiz özellikler nelerdir? 

Genellikle en belirgin olarak öfke duygusu ve önyargıyla hareket etme, korkutma, aşağılama, utandırma ve/veya intikam alma isteğini görürüz. Kimi zaman daha öncesinde siber şiddete maruz bırakılan birisinin, daha sonra kendisinin de siber şiddet uygulaması söz konusu olmaktadır. Ayrıca çeşitli araştırmalar siber şiddet uygulama ile yakından ilişkili olarak manipülatif olma, empati eksikliği, dürtüsellik, saldırganlık, düşük benlik saygısı ve düşük benlik kontrolünden söz etmektedir. Bunun yanında “karanlık üçlü” olarak anılan makyavelizm, psikopati ve narsizm de şiddet uygulamayla ilişkili kişilik özellikleridir. Cinsiyetçi siber şiddet söz konusu olduğunda ise, amaç ve motivasyon toplumsal cinsiyet ve ataerkil anlayış tarafından şekillenir. Siber şiddet davranışlarına sıklıkla kontrol ve takip etme, izleme, baskı kurma ve sindirme isteği eşlik eder.

Peki, failin uyguladığı siber şiddet sonucu maruz bırakılan kişi ne yaşar?

Maruz Bırakılan Yönüyle Siber Şiddet 

Siber şiddet, maruz bırakılan kişilerin yaşamını psikolojik, sosyal, fiziksel ve ekonomik gibi çok çeşitli yönlerden olumsuz biçimde etkileyebilmektedir. Bu olumsuz etkilerin başında en yaygın görülen psikolojik etkilerdir. Bu kişiler sıklıkla büyük bir endişe ve panik halindedir. Üzüntü, stres, öfke ve utanç gibi duygular deneyimler. Yaşadığı olay(lar)la hayatının alt üst olduğunu düşünebilir ve benlik saygısı önemli ölçüde zedelenir. Bu anlamda kendisini güçsüz ve çaresiz hissederek şiddeti kaçınılmaz ve çözümsüz olarak görür. Olumsuz sonuçları en aza indirmek veya çözüm üretebilmek için elden artık hiçbir şey gelmeyeceğine dair inançlara sahiptir. Çünkü o bilgi, ileti veya görsel bir kez internete düşmüştür ve kaldırılması oldukça güçtür. Kaldırıldığı takdirde bile, kopyalarının yayılması gerçeği, kişiyi sürekli diken üstünde tutar, kaygılandırır. Nitekim yayılan şey, her ne ise, her zaman gerçeklik payı olmaz. Gerçeklik payı olsun veya olmasın, özel olan bir bilginin veya görüntünün herkesin önüne serilmesi, oldukça tedirgin edicidir. Bu saklanılması gereken bir şey olduğu veya “yanlış” bir şey yaptığı için değil, o, onun mahremi olduğu için böyledir. 

Bu kişiler depresyon, kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik semptomlar göstermeye de eğilimlidir. Bazen yaşanan olumsuz sonuçlar o denli içinden çıkılmaz halde hissettirir ki, kişi yaşamına son vermek isteyebilir. Bu sebeple siber şiddet, düşünüldüğü kadar önemsiz, gerçek olmayan bir durum değildir. Yol açtığı olumsuz etkiler son derece gerçektir, travmatiktir ve hafife alınmamalıdır! Olumsuz etkilerle baş edilemediği durumlarda, muhakkak bir profesyonelden destek alınmalıdır.

“Dijital Şiddetin Psikolojik Etkileri” Webinarı için Başvurular Açıldı!

Önceki Yazı

Zalim Gerçeklik: Sanal Dünyanın Şiddet Dolu Deneyimleri

Sonraki Yazı

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorum Yap

More in Makale