Makale

Dijital Şiddet Nedir? Dijitalleşen Medya ve Yarattığı Yeni Şiddet Alanı

0

Dijital şiddet nedir? Dijitalleşen medya ve yarattığı yeni şiddet alanı

Teknolojinin birçok alanda olduğu gibi medya alanı üzerinde de etkilerinin olduğunu söylemek yadsınamaz bir gerçektir. Öncelikle teknolojinin medya üzerinde ayırıcı nitelikte bir etki yarattığının görüldüğünü söylemek medya kavramının ikiye bölünmesiyle açıklanabilir. Nitekim medya ve bilgisayar bileşimi sonucunda ortaya çıkan yeni iletişim teknolojilerinin getirdiği önemli bir özellik olan dijitalleşme ile birlikte ‘medya’ denilince akla ilk olarak gelen gazete, radyo, televizyon gibi kabul edilebilecek belli başlı kitle iletişim araçları ‘geleneksel medya’; dijitalleşmenin etkilerinin görüldüğü internet, anlık mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya uygulamaları gibi kitle iletişim araçları ise ‘dijital medya’ başlıkları altında sınıflandırılmaya gidilmiştir.

Kitle iletişim araçlarının bilgisayar sistemleri ile bütünleşmesi sonucunda güç kazanan medyanın yeni bir türü olan dijital medya, birçok avantajı ve dezavantajı da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda dijital medya kavramıyla birlikte iletişim sürecinin baştan yaratıldığını söylemek mümkündür. Cinsiyet, yaş, statü gibi özellikleri ayırt etmeksizin tüm bireyleri kapsamı altına alarak etkileşim özgürlüğü tanıyan dijital medyanın insan hayatındaki önemi yadsınamazdır.

Dijitalleşen medya: Avantajlar ve dezavantajlar

Özellikle internet kavramı üzerinde gelişim gösteren teknoloji bireylerarası iletişim sürecinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu noktada internet ortamındaki bilgilerin kullanıcılar tarafından yalnızca alınabildiği ve okunabildiği Web 1.0 döneminden, artık kullanıcılar tarafından da içerik oluşturulmasına izin verildiği ve böylece kullanıcıların internet ortamında aktif bir şekilde rol alabildiği Web 2.0 dönemine geçişin yaşanması geleneksel medyanın kullanıcılarına çizdiği sınırları resmen ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla Web 1.0’den Web 2.0’ye böylesine keskin bir geçişin yaşanması kullanıcıların içerik tüketenden içerik yaratan konuma geçmesini mümkün kılmıştır. Bir başka deyişle geleneksel medyada pasif halde bulunan kullanıcılar, bu rollerinden uzaklaşarak aktif hale geçmişlerdir.

Bu anlamda geleneksel medyanın etkileşim ekseninde bireye çizdiği sınırların dijitalleşen medya ile ortadan kalkması insanları dev bir iletişim ve etkileşim ağının içerisine sürüklemiş; internet ortamında içerik oluşturma, oluşturulan içerikleri dağıtma, yayma gibi kullanıcı gereksinimleri doğmuştur. Dolayısıyla bu gereksinimler geleneksel medya sürecinde yaşanan tek yönlü iletişimin artık Web 2.0 dönemiyle çift yönlü bir iletişime evirilmesiyle karşılanabilir hale gelmiştir. Haliyle böylesine bir etkileşim havuzundan bahsedildiği dijital medya ortamlarının bir o kadar hızlı, kolay, interaktif bir iletişim pratiklerine de imkân tanıması bir diğer avantaj olarak kabul edilebilir. Bu anlamda insan hayatı için kritik bir değer taşıyan zaman kavramı ile ilgili geleneksel kitle iletişim araçlarında görülen problemler dijital medya ile yok edilmiştir.

Öte yandan internet kullanıcılarının çevrelerinde şahit oldukları ve haber değeri taşıdığını düşündükleri olayları dijital medya platformlarında paylaşmaları itibariyle cereyan eden yurttaş ya da vatandaş gazeteciliği olarak tabir edilen gazetecilik prensibi ile dönüşüme uğrayan gazetecilik, geleneksel medyada temsil edilemeyen olguların temsiline imkân sağlamış ve bu anlamda toplumun demokratikleşmesine olumlu yönde bir katkı sağlamıştır.

Bu durum bir anlamda da internet ortamındaki bilginin artmasına neden olmuş ve bu noktada medyanın en önemli işlevlerinden birisi olarak kabul edilen bilgilendirme işlevi her ne kadar yeni medya teknolojileri beraberinde önem kazanmış olsa da dijital medyanın; kullanıcılarına içerik oluşturma, paylaşma ve dağıtma gibi olanaklar tanıyarak adeta internet ortamında tüm kullanıcılarına bir etkileşim sınırsızlığı tanıması, medyadan gelen bilginin güvenirlik, geçerlilik, doğrululuk noktasında şüphe uyandırır hale gelmiştir.

Dijital medyanın geleneksel medya karşısındaki özgün duruşu kullanıcılarına günlük yaşamda sosyalleşme, arkadaş edinme, deneyimler paylaşma, kaçış, bilgilenme, eğlenme, iletişim kurma, vakit geçirme, haberleşme, kendilerini keşfetme gibi birçok perspektiften kulağa hoş gelecek fırsatlar çeşitliliği sunmuş olsa da dijital medya ortamlarında egemenlik alanları genişleyen kullanıcılar iletişim sürecinde çok yönlü bir boyut kazanarak özel hayatlarına gelecek müdahalelere karşı da savunmasız kalma gibi problemlerle yüz yüze gelmişlerdir. Bu bağlamda toplumsal yaşam içerisinde karşılaşılan fiziksel, cinsel, ekonomik, sözel gibi şiddet türlerinin yanına bir yenisi olan ve yüz yüze olan iletişim sürecinde gerçekleştirilen şiddet davranışlarının iletişim teknolojisinin insan hayatına dâhil olması ile birlikte dijital platformlarda da görülmeye başlanmasıyla açıklanabilecek dijital şiddet kavramı ortaya çıkmıştır.

Diğer bir deyişle bireylerin yüz yüze iletişim süreçlerinde doğrudan gerçekleştirdikleri şiddet içerikli davranışları yeni iletişim teknolojileri ile birlikte çeşitli dijital medya platformlarına taşınmış ve şiddetin dijital yüzü diye nitelendirilebilecek dijital şiddet türü doğmuş ve internet kullanıcıları yeni problemlere şahit olmuştur. Buna göre dijital medyanın, bireylerin birbirlerini adeta linç ettikleri ve şiddettin giderek olağan bir niteliğe büründüğü bir ortamın oluşmasına önayak olduğunu söylemek de mümkündür.

Dijital şiddete kavramsal bir bakış

Yabancı alanyazında siber taciz, siber zorbalık, siber tartaklama gibi farklı kavramlar ile de tanımlanan dijital şiddet (Şener, 2013); insanların, teknolojiyi kullanarak diğer insanlara dijital ortamlarda zarar vermeyi amaçladıkları her türlü faaliyet olarak tanımlanabilir.

Dijital şiddet, diğer şiddet türleri kadar bireyi etkileyen ve önemli problemler doğurabilen bir şiddet türü olarak görülmektedir (Cebecioğlu ve Altıparmak, 2017). Örneğin, dünya basınına ‘Amanda Todd’un intiharı’ olarak geçen ve büyük yankı uyandıran olayda 15 yaşında bir lise öğrencisi olan Amanda Todd, Facebook üzerinden yaşadığı istismar ve cinsel içerikli fotoğraflarının internet ortamında yayılması nedeniyle çevresi tarafından dışlandığını YouTube üzerinden yayınladığı bir videoda yalnızca kağıtlara yazdığı metinleri göstererek anlatmış ve ardından intihar ettiği öğrenilmiştir.

Yüz yüze iletişimde nasıl ki fiziksel olarak güçlü kişi kendinden fiziksel olarak zayıf kişiye yönelik şiddet davranışlarında bulunuyorsa dijital ortamda da internet, bilgi teknolojileri kullanımı konusunda bilgi sahibi olan herkesin şiddet davranışlarına başvurabileceği belirtilmektedir (Özmen, 2018: 965).

Kişi ile kişinin içerisinde yer aldığı sosyal, psikolojik ve dijital çevrenin bir etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilen dijital şiddet (Atik, 2020: 242) dijital medya platformları üzerinden duygusal, sosyal ve ekonomik yönde zarar vermeyi amaçlayan (Özdemir, 2019: 21) ve çeşitli teknolojik araçlar kullanılarak doğrudan hedefin ya da hedef kitlenin hak ve özgürlüklerini sınırlandırıcı sistematik saldırı, tehdit, korkutma, sindirme ve taciz amaçlı davranışlardır (Tamer, 2014: 4; Baştürk, 2020: 41).

Dijital şiddet e-posta uygulamaları, cep telefonları üzerinden gönderilen metin mesajları, sohbet odaları, akıllı telefon kameraları ve web siteleri gibi dijital araç ve ortamların kullanılarak başkalarını tehdit edici ve aşağılayıcı yönde zarar verici davranışların ve eylemlerin tümüdür (Campbell, 2005: 69).

Dijital şiddet, dijital medya kullanılarak zarar ya da rahatsızlık vermek amacıyla başkalarına karşı düşmanca saldırgan davranışlarda bulunmaktır. Utanç verici her türlü içeriğin internet ortamında anında yayılması ile mağdurların alacağı psikolojik hasar diğer şiddet türlerine göre daha fazladır (Karabulut, 2017: 48).

Cep telefonları, sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları gibi bilişim ve iletişim teknolojileri kullanılarak küfür ve hakaret etmek, dalga geçmek, rahatsız edici biçimde takip etmek, küçük düşürmek (Arslan, 2015: 3); kişisel sohbetleri veya kişisel fotoğraf ve videoları başkalarına göndermek, kişilerin fotoğraflarını manipüle etmek ve bunları başkalarına göndermek, aşağılayıcı veya cinsel yorumlarda bulunmak, tehdit etmek (Vandebosch ve Van Cleemput, 2008: 501); başkalarının sosyal medya ya da e-mail hesaplarına erişmeye çalışmak, şiddet ve nefret içerikli her türlü mesaj göndermek, başkalarına yönelik şiddet ve nefret içerikli yazı, görüntü, video paylaşmak, başkalarını pornografiye maruz bırakmak ya da pornografik görüntü vermeye zorlamak (Çetin vd., 2019: 137); alay etmek, ad takmak, hakaret etmek, dedikodu çıkartmak, söylentiler yaymak, virüs içerikli elektronik posta göndermek, kişinin rızası olmadan özel bilgileri yaymak, istenmeyen ve rahatsız edici mesajlar yollamak, başkalarına yönelik web sayfaları tasarlamak, kişilere kırıcı, incitici, aşağılayıcı, küfürlü ve hakaret içerikli mesajlar yazmak veya yollamak, gerçekliği olmayan bilgiler yayınlamak, kişisel bilgileri izinsiz olarak dağıtmak, dalga geçmek (Kavuk Kalender ve Keser, 2020: 98, 99) gibi davranışlar dijital şiddet eylemlerine örnek gösterilebilir.

Dijital şiddet, teknolojik araçların ve dijital medya platformlarının kullanılarak baskı ve kontrol sağlama amacı taşımasını ifade etmekle birlikte internet ortamında suç içeren içeriklerin sınırsız bir şekilde kopyalanması, dağıtılması, yayılması, paylaşılması bu şiddet biçimini her geçen gün daha da tehlikeli bir hale getirmektedir (Sünetçi vd., 2016: 78).

Dijital şiddet ile ilgili yapılan çalışmalar

Dijital şiddet ile ilgili Türkçe alanyazın incelendiğinde dijital şiddetin yoğunlukla iki başlık altında araştırmalara dâhil edildiği gözlemlenmektedir. Bunlardan birincisi kadınların uğradığı sosyal medya şiddeti olarak karşımıza çıkarken (Temur Şimşekcan, 2018; Yıldırım, 2019) ikincisi ortaokul çağındaki çocukların (Baştürk Akca vd., 2015; Aslan ve Önay Doğan, 2017) ve üniversite çağındaki gençlerin (Bayram ve Saylı, 2013; Cebecioğlu ve Altıparmak, 2017) uğradığı sosyal medya şiddetini ele almaktadır.

Oysaki dijital iletişim teknolojilerinin kullanıcılarına sunduğu sınırsız etkileşim ortamı göz önüne alındığında insanların birbirleri ile olan etkileşimini yalnızca kadınlar veya erkekler üzerinden tek bir cinsiyet türüne ya da başka bir deyişle bu etkileşimin belli bir yaş şartına bağlı olarak gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla bireylerin dijital medya üzerinden gerçekleştirdikleri etkileşim süreçlerinde ortaya çıkan şiddet davranışlarını da tek bir cinsiyet veya belli bir yaş aralığı üzerinden incelemek dijital şiddet bağlamında dar bir perspektif sunmakla beraber, dijital şiddetin kapsamı bakımından da sınırlayıcı bir alan doğurabilmektedir.

Sonuç yerine

Medya ve şiddet ilişkisinin, yapılan araştırmalar ve tartışılan konular bağlamında iletişim alanyazında önemli bir yerde konumlandığını söylemek mümkündür.

Teknolojik gelişmelerin medya alanı üzerinde görülen hızlı etkisi, medya ve şiddet ilişkisinin sınırlarının daha da genişlemesine yol açarken bir yandan da kavramsal perspektifinin yeniden ele alınmasına önayak olmuştur.

Şiddet söylemi ana akım medya üzerinden şekil bulurken iletişim alanındaki teknolojik gelişmeler sonucunda medyanın dijital bir nitelik kazanması ve alternatif dijital iletişim kanallarının insan hayatına dâhil olmaya başlaması noktasında ana akım medya üzerinden şekillenen şiddetin dili dönüşüme uğramıştır. Başka bir deyişle, medya dijitalleşirken şiddet de dijitalleşmiştir. Artık internet erişimine ve cep telefonu gibi dijital medya araçlarına sahip olan bireyler, şiddet içeren davranışlarını bu kanallar üzerinden doğrudan zarar verici davranışsal eylemlere dönüştürmeye başlamışlardır. Bu da şiddetin yeni bir biçimi olan dijital şiddet kavramının, diğer şiddet türlerinin yanına eklenmesine neden olmuştur.

Dijital şiddeti cinsiyet, yaş, eğitim, gelir, coğrafi konum gibi demografik özellikleri gözetmeden ele almak gerekmekte ve bu bağlamdan kopulmamalıdır. Çünkü dijital şiddet, dijital medyadadır. Dijital medya ise bireyleri cinsiyetlerine, yaşlarına, eğitim düzeylerine, gelir düzeylerine veya yaşadıkları coğrafi bölgelere göre ayırt etmeden, doğrudan kullanıcı kimliği tanımakta ve bireylerin özgürce etkileşimde bulunmalarının önünü açmaktadır. Bu özgürlük ise başkalarının özgürlüğünü kısıtlayacak, engelleyecek zarar verici eylemlere dönüşebilmektedir. Dolayısıyla dijital şiddetin, kullanıcı sorunu olarak ortaya çıkan bir şiddet türü olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Kaynakça

Akca Baştürk, E., Sayımer, İ., Balaban Salı, J. ve Ergün Başak, B. (2015). TÜBİTAK SOBAG 113K170 Proje Sonuç Raporu.

Arslan, Y. (2015). “Okullarda Yaşanan Şiddet Olaylarının Düzey ve Dinamiklerini Anlamak: Batman Merkez Örneği / Türkiye”. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4 (5): 1-17.

Aslan, A., ve Önay Doğan, B. (2017). “Çevrimiçi Şiddet: Bir Siber Zorbalık Alanı Olarak “Potinss” Örneği”. Marmara İletişim Dergisi, (27): 95-119.

Atik, G. (2020). “Siber Zorbalığı Azaltmak ve Önlemek İçin Neler Yapılabilir?”. İ. Tanrıkulu (Ed). Siber Zorbalık. Anı Yayıncılık, Ankara, 242-268.

Bayram, N., ve Saylı, M. (2013). “Üniversite Öğrencileri Arasında Siber Zorbalık Davranışı”. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 71 (1): 107-116.

Campbell, M. A. (2005). “Cyber Bullying: An Old Problem in a New Guise?”. Australian Journal of Guidance and Counselling, 15(1): 68-76.

Cebecioğlu, G, Altıparmak, İ. (2017). “Dijital Şiddet: Sosyal Paylaşım Ağları Üzerine Bir Araştırma”. Sakarya University Journal of Education, 7 (2): 423-431.

Çetin, F. H., Uçar, H. N., Ersoy, S. A., Kılınç, K., Güler, H. A., Türkoğlu, S. (2019). “Kaygı Bozukluğu Olan Ergenlerde Siber Zorbalık ve Siber Mağduriyet: Kontrollü Bir Çalışma”. Cukurova Medical Journal, (44): 133-139.

Karabulut, V. (2017). “İnternetle İlgili Bağımlılık Ötesi Sorunlar”. 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi, 23-26 Kasım 2017, Antalya, 48-49.

Kavuk Kalender, M. ve Keser, H. (2020). “Sosyal Paylaşım Siteleri ve Siber Zorbalık”. İ. Tanrıkulu (Ed). Siber Zorbalık. Anı Yayıncılık, Ankara, 94-117.

Özdemir, J. (2019). Otoriter Kimlik Yapısının Flört Şiddeti Üzerine Etkisi: Çukurova Üniversitesi Adana Örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mersin.

Özmen, Ş. Y. (2018). “Dijital Şiddet, Siber Zorbalık ve Yeni Medya Okuryazarlığı Üzerine Bir Değerlendirme”. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 11(61): 958-966.

Sünetçi, B., Say, A., Gümüştepe, B., Enginkaya, B., Yıldızdoğan, Ç., Yalçın, M. (2016). “Üniversite Öğrencilerinin Flört Şiddeti Algıları Üzerine Bir Araştırma”. Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, 16(1): 56-83.

Şener, G. (2013). “Sosyal Medyada Mahrem İlişkiler, Gözetleme ve Dijital Şiddet”. Akademik Bilişim 2013 Konferansı. 23-25 Ocak 2013, Antalya.

Tamer, N., Vatanartıran, S. (2014). “Ergenlerin Teknolojik Zorbalık Algıları”. Online Journal of Technology Addiction & Cyberbullying, 1(2): 1-20.

Temur Şimşekcan, N. (2018). Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetin Başka Bir Biçimi: Siber Şiddet. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mersin.

Vandebosch, H., Van Cleemput, K. (2008). “Defining Cyberbullying: A Qualitative Research into the Perceptions of Youngsters”. Cyberpsychology & Behavior, 11(4): 499-503.

Yıldırım, E. (2019). Sosyal Medyada Kadınlara Yönelik Dijital Şiddet. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Görkem Barındık
1993 yılında Ankara’da doğdu. Süleyman Demirel Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde ön lisans; Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Akabinde Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Ana Bilim Dalı'nda “Dijitalleşen Medya ve Yarattığı Yeni Şiddet Alanı: Dijital Şiddet” başlıklı tezini tamamlayarak yüksek lisans programından mezun oldu. Şu an hâlihazırda doktora eğitimi için hazırlanmaktadır. Hayatın sadece biyografik bilgilerin çoğalması için yaşanan anlardan ve kariyer için oluşturulan öz geçmişlerden ibaret olmadığına inanır. Araştırır. Okur. Bıkar. Güler. Yazmayı sever, hayat hakkında kritik yapmayı da… Yemek yer, sevdikleri ile paylaşır. Özellikle de hayvanlar ile… Her zaman bir şeylerin arayışındadır ama neyin arayışında, kendisi de bilmez. Aykırıdır. Öyle biridir işte…

“Dijital Şiddetle Mücadelede Sosyal Medya Platformları” Webinarına Davetlisiniz!

Önceki Yazı

Dijital Şiddet ve Güvenlik: “Görüyorum, Duyuyorum, Biliyorum”

Sonraki Yazı

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorum Yap

More in Makale