Makale

Sanaldan Gerçeğe Cinsiyetçi Siber Şiddet

0

Bilgi ve iletişim teknolojileri, yaşamımızı birçok yönden kolaylaştırarak bizlere çeşitli olanaklar sağlıyor. Buna karşın bizi birtakım olumsuzluklarla karşı karşıya bıraktığı da su götürmez bir gerçek. Bu olumsuzluklardan bir tanesi, belki de en önemlilerinden, kadına yönelik şiddeti kolaylaştırması. Teknolojinin gelişmesiyle beraber, kadına yönelik cinsiyetçi şiddetin büyük ölçüde arttığını biliyoruz. Üstelik gerçek yaşamda meydana gelen şiddet davranışları dijital yollar aracılığıyla gerçekleştirildiğinde yeni bir şiddeti doğuruyor. Bu da siber şiddet olarak karşımıza çıkıyor. Bu yönden kadına şiddetin kapsamının da genişlemiş olduğunu görüyoruz. Gitgide daha yaygın hale gelerek siber şiddet, diğer şiddet biçimleri gibi, başta kadınlar olmak üzere tüm toplumu olumsuz biçimde etkiliyor.

Sanal ortamda gerçekleşen şiddet, yalnızca sanalda kalmıyor.

Peki ama nasıl? Siber şiddet gerçeğe nasıl taşınıyor? Gerçek yaşamı nasıl etkiliyor?

Gelin hep birlikte bakalım.

Sanal mı Gerçek mi?

Günümüz dünyasında yaşanan teknolojik gelişmeler, kadına yönelik şiddet biçimleri içerisine bir yenisini ekledi. Gerçek yaşamda var olan şiddet davranışlarıyla kadınlar artık ne yazık ki, sanal ortamda da karşılaşmakta. Üstelik siber şiddet çok daha kolay gerçekleştiriliyor. Genellikle erkek olduğunu gördüğümüz faillerin kadınlara dilediği an ulaşabilirliği söz konusu. Failler sanal ortamdaki davranışlarını anonim olarak veya farklı bir kimliğe bürünerek gerçekleştirebiliyor. Bir yandan kontrol edilmesi çok güç olan bir izleyici kitlesi olaya tanıklık ederken öte yandan mahremiyet tepe taklak hale geliyor… Böylelikle kadınlar dijital araçlara erişimleri olduğu her an, herhangi biri tarafından siber şiddet tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor.

Siber dünyanın her yerde oluşu şiddeti de kaçınılmaz kılıyor.

Siber şiddetin sanal bir ortamda gerçekleşiyor oluşu, onu daha az ciddi yapmıyor. Sanal ortamda gerçekleştirilen şiddet, gerçek yaşamdaki şiddet davranışlarını içerisinde barındırıyor. Sanaldaki şiddet, gerçek yaşamdaki şiddet davranışlarına da dönüşebiliyor. Örneğin, konum bilgisinden yola çıkılarak bir kadının siber takibe maruz bırakıldığını düşünelim. Bunu fiziksel bir takip etme davranışı izleyebiliyor. Böylelikle şiddetin aslında hemen her biçiminin gerçekleşmesine zemin hazırlandığını görüyoruz. Keza siber şiddet, yarattığı etkiler sebebiyle de gerçek yaşamı doğrudan tehdit ediyor.

Kadınlar maruz bırakıldığı siber şiddet sonucu, sıklıkla üzüntü, stres, kaygı, çaresizlik, suçluluk, utanç ve öfke gibi duygular deneyimliyor. Gerek bir şiddet davranışı gerekse bir sonuç olarak kadın toplum tarafından dışlanabiliyor. Böylelikle giderek yalnızlaştırılan kadının deneyimlediği olumsuzluklar şiddetlenerek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Üstelik paylaşımların silinememesi mağduriyet durumunun her an tekrarlayabilme ihtimalini gündeme getiriyor. Fiziksel uzaklık fail tarafından verilen zararın anlaşılmasına da engel oluyor. Böylelikle siber şiddet doğası sebebiyle, kadınlar için her an bir tehlike olmaya devam ediyor. Bunun sonucunda da olumsuz etkiler kaçınılmaz oluyor. Nitekim kadınların yaşamına son vermek isteyip intihar davranışı ve sonunda ölümüne yol açabiliyor.

Görüldüğü gibi, cinsiyetçi şiddetin gerçek ve sanal halinin oldukça iç içe geçmiş olduğu ve birbirinden bağımsız olmadığı aşikar. Bu yönden gerçek ve sanal ayrımının yapılması da bir o kadar yanlış. Şiddet uzaktan, anonim veya dijital bir yolla gerçekleştirildiğinde daha az tehlikeli olmuyor. Hatta kimi zaman çok daha ciddi sonuçlara varabiliyor. Ayrıca bu sonuçlar yalnızca kadınları değil, toplumu bir bütün olarak etkiliyor.

Sosyal Medyada Kadınlara Yönelik Dijital Şiddet

Önceki Yazı

“Dijital Şiddet ile Mücadele ve Hukuki Yöntemler” Webinarına Başvurular Başladı!

Sonraki Yazı

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorum Yap

More in Makale