Makale

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Dijital Şiddet

0

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, diğer birçok alanda olduğu gibi çevrimiçi alanlarda da varlığını sürdürüyor. Dijital şiddet, erkekleri de etkileyen bir olgu olsa da istatistiklere göre kadınların ve kız çocukların dijital şiddete maruz bırakılma olasılığı daha yüksek. Uluslararası Af Örgütü’nün anketi, kadınların % 41’inin hayatlarında en az bir kez çevrimiçi tacize maruz bırakıldığını gösteriyor (Af Örgütü, 2018, s. 57). Avrupa Parlamentosu FEMM Komitesi için yapılan bir araştırma, her 10 kadından 1’inin 15 yaşından itibaren siber tacize uğradığını ortaya koyarken (AB, 2018, 10), UNESCO’nun araştırması ise kadınların % 73’ünün sosyal ağlarda tanımadıkları kimselerden taciz mesajları aldığını gösteriyor (UNESCO, 2015). PEW’ın anketine göre ABD’de kadınların % 11’i cinsiyetleri nedeniyle internette hedef alındığını belirtirken, erkeklerin yalnızca % 5’i cinsiyetlerinden dolayı tacize uğradığını söylüyor (PEW, 2017). Salgın döneminde ise kadınlara yönelik diğer şiddet türlerinin yanı sıra dijital şiddet de artış göstermeye devam ediyor (UN Women, 2020).

Dijital platformlarda kadınlara yönelik dijital şiddet olgusu, literatürde siber taciz, siber şiddet, siber zorbalık, siber cinsiyetçilik gibi farklı terimlerle adlandırılsa da şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıktan kaynaklanmasını vurgulayan “toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddet” (digital gender-based digital violence) terimini kullanmayı tercih ediyorum. Öte yandan, toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddet, yalnızca kadınları değil, diğer cinsiyet kimliklerini de hedef alan bir olgu olsa da bu yazı, kadınlara yönelik dijital şiddete odaklanıyor. Toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddeti, diğer dijital şiddet biçimlerinden ayıran en önemli özellik, failin kişiyi/kişileri cinsiyetine veya cinsiyet kimliğine göre hedef almasıdır (Women Media Center, 2020). Diğer dijital şiddet biçimlerinden farklı olarak cinsiyetçi bir dijital şiddet söz konusudur. Kadınların maruz bırakıldığı çevrimiçi taciz, çoğunlukla cinsiyetçi bir tondadır ve kadın düşmanlığı, cinsel içerikli çevrimiçi tehditler ve kadınların bedenlerine yönelik açık atıflar içerir (Af Örgütü, 2017, s. 22). Diğer şiddet türlerinde olduğu gibi, toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddetin temelinde de failin hedefindeki kişiyi/kişileri kontrol etme ve onlar üzerinde güç uygulama arzusu yatar. Herring, İnternetin erken döneminde sohbet gruplarında çevrimiçi taciz üzerine yaptığı öncü çalışmasında, erkek katılımcıların kadın katılımcıları korkutan, sessizleştiren veya gruptan ayrılmaya zorlayan söylemler kullandıklarını ve çevrimiçi ortamın cinsiyet eşitsizliğini teşvik ettiğini göstermiştir (1999, s. 151). Mantilla, kadınların sistematik olarak çevrimiçi ortamlarda erkekler tarafından “trollendiği”ni (bu olguyu “gendertrolling” olarak adlandırıyor) ve kamusal alanlara katılımlarının engellendiğini belirtiyor (Mantilla, 2013, s. 569). Günümüzde bir tür kamusal alan olan sosyal medya platformlarında (Facebook, Twitter, Instagram, Youtube vs.) profil sahibi olan kadınların paylaşımları eşleri/partnerleri/akrabaları/arkadaşları vs. tarafından (Bunu neden paylaştın?) kısıtlanabilmekte, sosyal çevreleri denetlenebiliyor (Bu kişiyi neden ekledin?), kadınlar tanıdıkları veya tanımadıkları faillerin ısrarlı takibine, çevrimiçi tacizlerine ve tehditlerine maruz kalabiliyorlar.

Toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddet, kadınların günlük yaşamlarında karşılaştıkları fiziksel, psikolojik, duygusal, sözlü ve flört şiddetten bağımsız bir olgu değildir ve çoğu zaman gerçek yaşamdaki şiddetin bir uzantısı, çevrimiçi alanda sürdürülmesi olarak kabul edilebilir. Gerçek mekandaki şiddet ile dijital şiddet birbirini besleyebilir. Ayrıca, dijital şiddet, fiziksel mekanda uygulanması mümkün olmayan, yalnızca çevrimiçi ortamlara özgü yeni şiddet biçimlerini de doğurabilir. Toplumsal cinsiyete dayalı dijital şiddet, çeşitli biçimler alabilir: siber taciz, ısrarlı takip, birinin sanal ortamda kişisel bilgilerine erişme ve yayınlama (doxing), cinsiyetçi nefret söylemi, intikam pornosu, gizlilik ihlali, çevrimiçi tehditler, yapay zeka tarafından yaratılan sahte porno videoları (deepfake porn), etek altı görüntü çekme (upskirting) vs. Bu kategoriler, ortaya çıkan yeni dijital şiddet biçimleriyle genişletilebilir, yeni kategoriler ve alt kategoriler eklenebilir. Toplumsal cinsiyet temelli dijital şiddetin failleri tanıdık (eski) eş, arkadaş, akraba, meslektaş vb.) veya anonim (trol, bot, isimsiz profiller vb.) olabilir. Şiddet içeren eylemler, bir birey veya örgütlü bir grup tarafından gerçekleştirilebilir. Dijital şiddetin etkileri her kadın için aynı olmayabilir. Kesişimsel kimliklere sahip kadınlar ile kamusal alanlarda ve iş hayatında öne çıkan kadınların dijital şiddete maruz bırakılma olasılığı daha yüksektir (PEW, 2017; Hackworth, 2018). Vickery’e göre kadınlar, İnternette en çok şu durumlarda hedef olmaktadırlar: İktidar konumunda olduklarında, “özel” deneyimlerinin sistemli güç eşitsizliklerinden kaynakladığına dikkat çektiklerinde, sosyal adaletsizliklerden ve eşitsizliklerden yararlanan erkeklere, erkekliklere ve ataerkiye meydan okuduklarında ve kamusal alanlara katılım hakkı talep ettiklerinde (Vickery, 2018, s. 44). Kadına yönelik çevrimiçi şiddet, genel olarak toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa, daha özel olarak teknoloji endüstrisinin yapısına ve çevrimiçi alanların doğasına dayanır (EWL, 2017). Günümüzün mobil internet kültüründe “her an ve her yerden ulaşabilir olma” hali ve dijital platformların birbirimizi gözetleme üzerine kurulu mimarisi şiddet failleri için yeni denetleme imkanları sunmakta ve şiddetin sınırlarını genişletmektedir. Özellikle kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğe dayalı sosyal medya platformları, kadın düşmanı söylemlerin yayılmasını kolaylaştıran ve kadınlar için “toksik” alanlar oluşturarak gözetleme kültürünü teşvik ederler. Dijital şiddet, kadınların kendilerini sansürlemeleriyle, dijital platformları terk etmeleriyle, çevrimiçi kamusal alanların dışında kalmalarıyla ve çevrimiçi hizmetlere erişimlerinin sınırlanmasıyla sonuçlanabilmektedir.

Kadınlar ataerkil topluma karşı sadece çevrimdışı değil, aynı zamanda çeşitli araçlar ve teknikler kullanarak çevrimiçi olarak da mücadele ediyorlar. Kadınların dijital şiddete karşı mücadelesi bireysel veya kurumsal olarak yürütülebilir, çeşitli biçimler alabilir ve feminist hareketler, kadın örgütleri, siyasi, yasama ve eğitim kurumları ve dijital platformlar gibi çeşitli sosyal aktörleri içerebilir. Dijital feminist taktikler arasında hashtag kampanyaları, cinsel taciz veya istismarın sosyal medyada ifşa edilmesi, video aktivizm, dijital arşiv ve bellek çalışmaları ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin verilerin işlenmesi ve görselleştirilmesi (veri aktivizmi) yer alıyor. Kadınlara yönelik dijital şiddete karşı çalışmalar yürüten örgütler, hem politikacılara hem de Google, Facebook, Twitter, Youtube ve Instagram gibi dijital platformlara politikalarını gözden geçirmeleri için baskı yapıyorlar, farkındalık oluşturmaya çalışıyorlar. Take Back The Tech, Hollaback!, Women Media Center ve FemTechNet gibi çeşitli girişimler ve projeler, dijital şiddete karşı kampanyalar düzenleyerek ve dijital güvenlik eğitimleri sunarak kadınları güçlendiriyorlar.

 

Kaynaklar:

Amnesty International (2018). #ToxicTwitter. Violence and Abuse Against Women Online. London: Amnesty.org.

European Parliament (2018). Cyber  violence and hate speech online against women. https://www.europarl.europa.eu/thinktank/en/document.html?reference=IPOL_STU(2018)604979

European Women’s Lobby (2017). #HerNetHerRights. https://www.womenlobby.org/IMG/pdf/hernetherrights_resource_pack_2017_web_version.pdf

Hackworth, L. (2018). Limitations of “Just Gender”: The need for an intersectional reframing of online harassment discourse and research, Mediating Misogyny, Gender, Technology & Harassment, ed. Jacqueline Ryan Vickery & Tracy Everbach, Palgrave, s.51-70.

Herring, S.C. (1999). The Rhetorical Dynamics of Gender Harassment Online. The Information Society.15(3), s. 151-167.

Mantilla, K. (2013). Gendertrolling Misogyny Adapts to New Media. Feminist Studies. 39(2), s. 563-573.

PEW (2017). Men, women experience and view online harassment differently. https://www.pewresearch.org/fact-tank/2017/07/14/men-women-experience-and-view-online-harassment-differently/

UNESCO (2015). Combatting Online Violence Against Women & Girls: A Worldwide Wake-up Call. https://en.unesco.org/sites/default/files/highlightdocumentenglish.pdf

UN Women (2020). COVID-19 döneminde kadınlara ve kız çocuklarına yönelik dijital şiddet ve BİT* yoluyla şiddet. https://www.unwomen.org/-/media/headquarters/attachments/sections/library/publications/2020/brief-online-and-ict-facilitated-violence-against-women-and-girls-during-covid-19-tr.pdf?la=en&vs=2641

Vickery, J. R. (2018). This isn’t new: gender, publics, and the Internet, Mediating Misogyny, Gender, Technology & Harassment, ed. Jacqueline Ryan Vickery & Tracy Everbach, Palgrave, s.31-49.

Women Media Center (2020). Online Abuse 101. https://womensmediacenter.com/speech-project/online-abuse-101

 

 

 

SANAL GERÇEKLİK: Deneyimin Şiddetli Dünyası

Önceki Yazı

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetin Başka Bir Biçimi: Siber Şiddet

Sonraki Yazı

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Yorum Yap

More in Makale